eXTReMe Tracker

Wednesday, June 24, 2009

1 yil

En son 31 temmuz 2008 de yazmisim. Bir yil olmus.

Bir yildir cok fazla sey oldu, cok fazla sey oluyor ve olucak. Ahbapin kafasi tum bunlari alacak kadar buyuk degil.

Ama isler, gucler, filmler, muzikler, geziler, eglenceler, bissuru seyler yaptim. Bunlari yaparken cok da fazla kayidini tutacak vaktim olmadi.

Belki bu sene olur.

Thursday, July 31, 2008

Kuresel isinirken eglence sektoru

Kent (reklamcidir kendisi) ile is cikisi bulusup bir bira ictik. Gecen muhabbeti aynen yaziyorum:
Ben: Keske daha fonksiyonel birseyler yapiyor olsaydik.
Kent: Nasil yani?
Ben: Yani... cizgi filmle ugrasiyoruz. Dunya gittikce isiniyor ve yakinda kaynaklar iyice tukenecek. Belki denizler yukselecek ve biz kucuk gemilerde yasayacagiz. Belki bir sekilde bir takim zanaatlar daha degerli hale gelecek; mesela gemi yapmak, ya da yelken, ya da az suyla bitki yetistirmek, ya da birilerini iyilestirmek ya da bir seyden su uretmek gibi. Ama yine de biz eglence sektorundeyiz. Ya da savaslar cikacak. Insanlar sehirleri yokedecek, televizyonlar ve sinemalar yikilacak ve insanlar hayatta kalmaya calisiyor olacaklar. Biz ise cok daha fuzuli bir is yapiyoruz, onlari eglendiriyoruz.
Kent: Merak etme Arda. Eminim son ev yikilirken birileri icinde kanali degistirip en sevdigi TV dizisini acmaya calisiyor olacak.
Arda: ...
Kent: ...

Wednesday, July 16, 2008

Dondante


Cok igrenc bir is gununun ardindan, saat tam 5:59 da icimden 'sonundaaaa' diye bagirmis, saat tam 6:01 de bilgisayari kapatmis merdivenlerden segirttirerek buz gibi sokaga coktan cikmistim. Iste bir saniye bile daha fazla kalmamak icin paltomu sirtima alip disari kendimi atar, disarda giyinirdim. Yanliz isten cikinca da bir bosluga dustum, cunku eve de gitmek istemiyorum. Eve git, ise git, eve git, ise git, zaten canim burnumda, herkesten uzaktayim, is dandirik... Yeter ulen. Ordan haber bekliyorum, burdan pasaport, ordan vize, burdan izin anneden email, sevgiliden telefon... diye dusunerekten, ismi Chapters olan kocaman bir kitapci, kafe, cdci vs... dukkanina daldim ve rastgele kitaplara bakmaya basladim. Icimden birkac kitaba saydirdim, adamin teki eskiz defterini bastirmis... Eskizler de gayet boktan. Buna gelene kadar benim tanidigim 10 kisi kitabini basardi... Best sellerlarin seviyesi her zamankinden dusuk... Belli belirsiz bir muzik caliyor. Bir an aklima endiseyle bekledigim belgeler geldi, karnim agridi, icimden 'Allah kahretsin' dedim ve "CAT" diye trampet sesi esliginde "Yuuuu meeeeyd miiiii vooooorrrriiiid" diye bagiraraktan bu adam girdi (tabi ben bunu cok sonradan bulacaktim).

Bir anda tum duygularima tercuman oldu bu muzik. Eli kolu bagli kalmis, zaman ve dunyaya karsi ezilmis, bi kurtulsa herseyin agzina sicicak ama bi turlu kurtulamayan, kurtulamamasinin sebebi de savasamayacagi seyler olan, ya da beklemesini gerektiren adam muzigi.

Nakarattan sonra kim oldugunu ogrenmek icin hemen kasaya gittim, sirayi beklerken icimden onumdeki kadina acele etmesi icin saydiriyordum. Kasadaki kiza "bu calan kim biliyor musunuz?" dedim, "bilmem" dedi, "kim bilir?" dedim, "yukarda cdci var o bilir" dedi, kosarak yukari ciktim, ki sarki bitti. Telasla cd satan adamin yerine girip, "biraz once calan kimdi?" diyerek ustune yurudum. Adam hemen cdyi cikardi. Baktim, My Morning Jacket isimli bir grup. Tamam simdi ben eve gider bunlarin butun sarkilarini indiririm internetten.

Ama bi dakka. Ayip ulan. Adamlar sana hayatinin birkac dakikasini olumsuz hale getiricek birtur deneyim sundular. Ben hala uc kurusun pesindeyim. Sonra sordum kac lira CD, 12 paraymis, tamam, aliyorum ben bunu, umarim o sarki bunun icindedir, icinde icinde merak etme, buyrun 12 para. Uzun sureden beri aldigim ilk CD. Eve gidip dinledim, dinlettim, caldim sevdigim sarki olan Dondante'yi.

Sevdigim kizla beraber gecenlerde konserine gittik. Londraya geldiler. Cok leziz bir konserdi. Dondante calinirken eski gunleri hatirladim. Bunalim zamanlari... Sonra da dedim ki her zamanin bir duygusu ve bir sarkisi var hayatta. Bu sarkilari High Fidelity deki gibi bir siraya koymak ve her birinin hissettirdigi hislere gore hatirlamak gibi de utopik bir fikir var. hmmm.

Thursday, May 29, 2008

Kalimaagggg!!! Kalimaggggg!

"Dom dom siva! Dom dom siva!" diye dua eden zavalli koylunun kalbi birazdan korkunc buyucunun elleriyle yerinden cikarilip vahsi yerlilerden olusan kalabaliga gosterilecek. Sonra koylu lavlarin arasina indirilecek. Ve kalbi buyucunun elinde yanmaya baslayacak. Ve ben gozlerimi ve dikkatimi tekrar karnimda itinayla dovusturdugum G.I Joe adamiyla Luke Skywalkera verecegim. Beta videomuza bir sekilde kaydetmeyi basardigim Indiana Jones'u yuzlerce kez izledim cunku. Diger yuzlerce kez izledigim filmler arasinda (ki belki de film dunyasina yonelmemin sebebi de budur) Robocop, Rambo 2 ve Terminator 2 de vardir...

Herneyse Indy 4 baslarken bunlari hatirladim. Sonra beynimi kapatarak kendimi Spielbergle Lucas'in belki de son birkac isinden birine verdim ve en azindan bundan sonraki birbucuk saat boyunca kafamin dinlenecegini hayal ettim.

Filme gitmeden once calistigim yerdeki ustatlardan birine "indiana jones 4 u gormek istiyorum ama para vermek istemiyorum" dedigimde o da bana "ben de filmi gormek istemiyorum ama para vermek istiyorum" demisti. Derin adamdir kendisi. Animasyon yaparken palyaco burnu takiyor bazen.

Filmden cikip metroya dogru yururken ise beynim tekrar calismaya basladi ve bir anda yaslandigimi dusundum. Spielberg ve Lucas kucuk capta bir sinema tarihi yaratirken ben oradaydim. Tim Burton ilk Batman'i yaptiginda oradaydik. Jurassic Park'in sinemalara geldigi zamani hatirliyorum. Star Wars'u ilk defa TRT de izledim, cok guzeldi, son 3 bolumun boyle olacagini hayatta tahmin edemezdik. Sonra dunyaya Matrix ve The Cube gibi filmler geldi. Orumcek adamin en eski filmini izlerken cok heyecanlanmistim. Kimbilir bugunku 3lu seriyi gorsem nasil hissederdim o zamanlar?

Ve sonra, Rambo Vietnam ve Afganistani tarayip bitirdikten yillar sonra, Holivud sanki yaraticiliktaki ezikligini kanitlamak icin Silvestiri tekrar getirdi perdelere. Bruce Willis, Die Hard 4'u, Mel Gibson Lethal Weapon 4 u yapti. Butun bu seri, yillarca hedef kitlelerini pesinden kosturan yildizlarin nasil yaslandiklarini gosteriyor. kariyerlerinin sonuna yaklasirken bize belki de son bir kez (umarim) eski gunlerden bir esinti gonderdiler.

Dunya 80'ler 90'lar sinemasinin sonuna geliyor. Bitti. Spielberg, Lucas, bundan sonra bir iki kere daha blockbuster film yapar ve olurler. Gelecekten ise umitsizim. Yerleri Holivud tarafinda cok dolamayacak sanirim. Zaten tum zamanlarin en unlu gorsel efektcisi de oldu. Artik zayifiz cok.

Friday, May 23, 2008

Liderlik

Walt Disney animasyon dunyasini insa ederken yaninda 9 tane kalem arkadasi varmis. Bunlara 9 yasli adam deniyor (nine old men). Bu adamlarin her biri birer efsane. 14 Nisan 2008 de sonuncusu Ollie Johnston da oldu. Boylece geriye kimse kalmadi.

9 yasli adam ve Walt arasinda cok ilginc bir sevgi-nefret iliskisi varmis. Ornegin dailies (gunluk kritik) sirasinda herkes takim elbise giyer, herkes disneyden cok cok korkarmis. Yapilan isler hosuna gitmeyecek diye odleri koparmis. Yeterince hayat verememekten cok endise ederlermis. Disney olunce hepsi bunalima girmis. Milth Kahl (1984 te olmus) diyor ki "Artik memnun edecek kimse kalmadigi icin hepimiz bir bosluga girdik." 9 yasli adam, hayatlarinin amaci olarak Walt'u memnun etmeyi secmisler. Adam gidince bir anda hayatlari anlamsizlasmis.

Tum fasistligine, seksist ve irkciligina ragmen sanirim Walt Disney istedigi seyleri yapmak icin gereken "lider" gucunu yakalamis. Yine Milt Kahl bir dersinde O'nun icin diyor ki: "The guy was genius. And same guy owned the place. Which is extremely good."

Liderlik is dunyasinda cok etkili. At surulerinden hic farkimiz yok. Ortama girdigimizde ilk once lider var mi diye bakiyoruz. Yoksa biz oluyoruz. Varsa ya savasip biz oluyoruz ya da suru oluyoruz. Suru olunca eger lider bizi tehlikelerden koruyup guzel otlamamizi saglarsa iyi yasiyoruz, yok yanlislikla canvarlarin ortasina gotururse oluyoruz.

Fasizm, ve anti-demokratik yonetim is dunyasi icin en ideal olani bence. Eger lider gercekten ustunlugunu kanitlamis ve takimin da saygisini kazanmissa, ve lider iyiyse gidilebilecek en iyi yere gidiliyor. Eger lider kendini kanitlayamazsa insanlar islerini kovulmayacak kadar yapiyorlar, vasat bir calisma oluyor.

Calistigim yerlerin hepsinde bu durum boyleydi. Ilk calistigim yerde patron cok iyi bir adamdi. Artik bir noktadan sonra para, ve isin kendisi disinda patronu mutlu etmek icin calistigimi hatirliyorum. Ben bile suruden biri olmustum. Patron ben takdir etsin istiyordum. Istedigim gibi de oldu. Ikinci yerde patron yahudiydi (ki bu da gercekten adami kemigine kadar somurur demek oluyor), isin kendisi motive edici birseydi. Proje sonunda patron kalmami istese de kalmadim, patron gercekten somuruyordu. Sonra oyle bir ise girdim ki bu sefer ne lider vardi (lider konumunda olan kisi yeterince guclu ve etkin degildi), ne de is motive ediciydi. Bu iste (diger her iste de oldugu gibi) gizli ajandalarim vardi, o yuzden gerektigi kadar kalip, istedigim herseyi aldigim an istifa ettim. Sonra girdigim projede yine cok iyi bir lider vardi. Isin kendisi ve lider cok motive edici oldugundan en keyifli projem o oldu. Simdiki isimde ne lider, ne de is motive edici. ama yine gizli ajandalarim var.

Hayat belli bir takim fonksiyonun her alana uygulanmasindan ibaret.

Friday, May 02, 2008

Surpriz

Aniboom diye bir yer filmimi youtube a koymus.

Benim bundan hic haberim yoktu. Ama bu zaten 6 ay once falan olmus. Bu alti ay icinde filmi yaklasik 160 000 kisi izlemis.Bunlardan 160 tanesi de yorum birakmis. Hic haberim yok.

Bu yorumlar aslinda benim icin cok onemli bilgi. Averaj insan eglence degerleriyle benimkinin ne kadar ortustugu hakkinda bir fikir veriyor. Esprinin ne kadar anlasilir ya da etkili oldugu hakkinda edindigim fikir ise soyle:

Kotu.

Izleyiciyle cok iletisim kurdugum soylenemez. Ama soyle garip bir durum var. Rating im 5 uzerinden 3. Bir grup insan en yuksek, bir diger grup insan ise en dusuk puanlari vermis. Begenenler ve begenmeyenler arasinda bir ucurum var. Begenen cok begenmis, begenmeyen nefret etmis. Bu bir bakima iyi olsa da genelde izlenme oranini dusuruyor. Su an tam ortadayim. Absurd seyleri sevenler cok sevmis, ama genel izleyici cok sallamamis.

Su an yaptigim 2. filmim bundan daha da absurd oluyor. Daha da manyakca... Bizim rating iyice duscek bu sefer.

Ama bundan sonra yapabilirsem tum izleyicilerin birseyler bulabilecegi turden yapmaliyim. Boylece aradaki farklari gorup nasi gitmem gerektigine karar verebilirim. hmmm. cok zor... cok...

Tuesday, April 29, 2008

28 yildir ogrendigim seylerin toplami - 1 Hayat

Gecenlerde 27. yasimi bitirdim ve 28 yasima geldim. Sonra cok zeki olan beynimin taaaa derinliklerinden gelen bir hisle bunca yildir kesfettigim bir dizi bilgiyi bazi grafiklerle aciklamaya karar verdim. Boylece daha 28 yasina girme serefine erisememis bir dizi zavalli insana cok buyuk faydalarda bulunabilirim.

Oncelikle hayatin iyi/kotu zaman grafigini acikliyorum:

Once derin matematik bilgimden faydalanarak sunu aciklayayim ki, egrinin altinda ve ustunde kalan alanlara intortor denir. Burada sekilde de acikladigim gibi mutluluk sinirlarindaki intortorlarin toplamiyla mutsuzluk siniri altinda kalanlar her zaman birbirine esittir ve sonunda birbirini goturerek olurken sifiri saglarlar. O yuzden dogarken nasil sifirsak olurken de sifir olarak oluruz. Naaparsak yapalim kaybedicek bisey yok gibi gozukuyor degil mi? Hah hay!!! Hic de oyle degil. Assagidaki grafikte tum bunlara ragmen herseyin nasil kotu olabilecegi acikca cizildi.

Yukaridaki grafige gore yasayan adamin inis cikislari gayet kucuk. Dolayisiyla bu adam gayet monoton ve sikici bi hayat yasamis. Unutmayalim ki birbirini goturen intortorlar ne kadar cok olursa o kadar cok yasamis saylaniriz.

Simdi aranizdan bir takim sivrizekalilar bu grafigi gordukten sonra "nasil olsa simdi hayat cok kotu gidiyor, demek ki ileride cok guzel gidecek" diye seviniyor olabilir. Siz kucuk musmulalara kotu bir haberim var. Malesef sizin baslangic cizginiz baska bir yerde olabilir. (Bknz. assagidaki grafik).

Simdi soylenmeyi birakip yasamaya devam edin. Intortorlari bol bol olsun...